Son iki üç yılda ülkemizde, hepimizin az çok bildiği, 10 boyutlu sinemalar türedi. Ben de bir tanesine keşif amaçlı gittim. Salona girdiğimde beni genelde pek de alışık olmadığım türde bir koltuk bekliyordu. Zira koltuk Lunaparklardaki "balerin, gondol, kamikaze, crazy dans"ların tehlikesini azaltmak için kullanılan türde bir koltuktu. Sadece 10 dakika sürecek film başladığında 10 boyutun kerametini üç aşağı beş yukarı anlamaya başladım: 3 boyut gözlüğün verdiği görüntü, ses, hissetme (mesela yağmur), koku, zaman, 7-8 Eksenli teknolojik koltuk... Koltuğa oturduktan 3-4 dakika sonra yavaş yavaş koltuğunuzdan alınıp filmin bir parçası olmaya başlıyorsunuz. Türlü türlü çiçeklerin var olduğu bir bahçenin içinden geçerken burnunuza gelen çiçek kokularıyla, yağmur yağarken su zerreciklerinin yüzünüze çarpmasıyla ıslanmış hissini verip, oynar koltukları sayesinde izleyiciye heyecanı ve aksiyonu yaşatıp sizi bambaşka dünyalara götürdüğünde içimden dedim ki, “az önce ...